4 ülkeyi kapsayan seyahatimizin ilk durağı Seul’dü. Biz İstanbul’dan Türkmenistan Havayolları ile Aşkabat aktarmalı gittik. İki kişi için tek yön 566 dolar ödedik. Türkmenistan hava yolları ile seyahat keyifliydi. Yemek ikramları çok lezzetliydi. Sürekli bir içecek ikramı vardı.
Seul’e güzel bir şekilde indik. İnmeden önce K-ETA formunu doldurup 8 dolarlık kişi başı ücreti ödemeniz lazım. Bunu yaptıktan sonra gümrükten geçmesi çok kolay oluyor. Ulaşım kartını oradaki Cu ve GS25 gibi marketlerden kartla alabiliyorsunuz ama içine bakiyeyi nakit parayla yüklemeniz gerekiyor.
Otelimize yorgun argın geçtik. Otelimiz Take 1 Guesthouse Hongdae idi. Tek olumlu yanı konumuydu. Hongdae caddesine 5 dakika yürüme mesafesindeydi. Şahsen ben bu otelde bir daha kalmam. Konforlu değildi. Otel çalışanları ilgisizdi. O yüzden tavsiye etmiyorum. Otele 6 gece için 396.000 KRW (279 usd) ödedik.
1.Gün
Deuksugung Sarayı
Şehrin tam göbeğinde estetik fotograflar çekebileceğiniz diğer saraylara göre biraz daha küçük bir saray ve kesinlikle gidilmeli. Saray mimarisini ayrı beğendim, içindeki küçük göleti ayrı. Güzel bir duraktı. Giriş ücreti kişi başı 2000 KRW (1.5 USD).


Sarayın çıkışında çok tatlı bir hediyelik dükkanı var. Oradaki ürünler çok orjinal. Fiyatı biraz tuzlu haliyle ama bakmanızı kesinlikle tavsiye ederim. Mesela ben bu klavyeyi baya beğenmiştim.

Taş Duvarlı Yol
Deuksugung Sarayı’nın hemen dibinde. Öyle abartılacak bir yer değildi. Biz kısa bir tur atıp ayrıldık. Etraf ağaçlarla kaplıydı. Bence en güzel yanı buydu.
Namdaemun Market
Namdaemun market hediyelik ve ucuz eşyalarıyla ünlü. Ama ben orada kaliteyi çok vasat gördüm. Bu sebeple herhangi bir şey almadım. Sokak bildiğiniz ucuz çin malı plastik kokuyor.
Sungnyeongamun Gate
Büyük modern binaların arasında kalmış 1398 yılında inşa edilmiş ve şehrin o zaman ki güneyden giriş kapısıymış. Mimarisi yine göz kamaştırıyor. Bizim gibi nöbet değişim saatine denk gelirseniz çok keyif alırsınız.
Greener Restaurant
Sungnyeongamun Gate’ e 3 dakika yürüme mesafesinde. Genelde bowl olarak hizmet veriyorlar. Biz baya beğendik. Hafif bir yemekti. Ayrıca Kore’de özellikle tavsiye edilen Greyfurt suyunu da burada denedik. Beğendik, güzeldi. Alternatif isteyenler de Isaac Toast‘u deneyebilir. Biz pek beğenmemiştik.

Myeongdong Shopping Street.
Kore’nin en meşhur caddesidir Myeongdong. Devasa alışveriş yerleri ve gece açılan night market ile günün her saatinde ciddi kalabalık bir yer. Özellikle 12 katlı Daiso’ya uğramanızı tavsiye ederim. Eliniz boş çıkmanız imkansız. Her şey var. Ve inanılmaz ucuz. Gentle Monster mağazı da burada. Çoğu kadının hayalindeki Olive Young Flagship Store da burada. Ayrıca Olive Young uygulamasına ilk defa kayıt olup, qr kodu mağazada ki otomatlara okutursanız ücretsiz bir kaç kozmetik ürünü alabiliyorsunuz. Gece pazarı ayrı bir güzel. Kore hot dog, Çıtır kariders tavsiye edilen atıştırmalıklar. Ama açıkçası çok fazla denemelik ürün var. Keyfinize göre takılabilirsiniz.

Myeongdong BBQ Mongvely
Kore barbeküsü için aşırı tavsiye edilen mekan. Sınırsız et alıp kendiniz pişirebiliyorsunuz. Tabi sınırsız et olduğu için fiyatı biraz pahalıydı. Ona rağmen güzel bir deneyim. Başka yerlerde de göreceksiniz bu kore barbekü mekanlarını. Orada denemenizi tavsiye ederim. Hem daha uygun hemde sınırsız olmasına rağmen sırf et olduğu için fazla yiyemiyorsunuz ya da ben yiyemedim bilemedim 🙂
NAMSAN PARK VE N SEUL TOWER
Namsan Park kulenin hemen dibinde çok güzel bir park. Burayı ister kuleye çıkmadan gezin, ister kuleden inerken. Benim tavsiyem inerken. Çünkü kuleye teleferik ile çıkmak şart. Yok ben merdivenle çıkarım demeyin. Ciddi kondisyon istiyor. Bizde teleferik ile çıktık. Teleferikte 40 dakika sıra bekledik. İnerken de en az 1 saat bekleyecektik ama dediğim gibi biz yürüyerek indik. Yürüyerek inmek bile bizi ciddi yordu. Teleferik ile çıktıktan sonra Seul panaromik manzarasını izleyebiliyorsunuz. Özellikle akşam çıkmanızı tavsiye ederim. Çok güzel bir ortam. Kuleyi de ışıklandırmaları ayrı bir hava katıyor.
Manzarayı izlediğiniz yerdeki çitlere insanlar isim ve dileklerini yazıyor. Genelde sevgililer yazmış. O kadar çok kilit var ki. Eğer birisine romantiklik yapmak istiyorsanız, değerlendirebilirsiniz.
2. GÜN
Jogyesa Temple
Biz bu tapınağı çok beğendik. Küçük, şirin ve bol bol güzel fotograflar çektiğimiz bir budist tapınağıydı.Fenerler, tapınağın girişi, girişte ki balıklar hepsi çok güzeldi. Lotus çiçekleriyle fotograflar ayrı bir güzel oluyor.



Insadong Culture Street
Geleneksel el sanatları ve hediyelik eşyalarla dolup taşıyor. Bizde hediyelikleri ve hatıralarımızı buradan aldık. Çünkü hem güzel ürünler vardı. Hem de fiyatları uygundu. Ayrıca meşhur olmuş bir karikatüristçi de var bu caddede. Meşhur olduğu için fiyatları pahalı idi. Genel olarak beğendiğimiz bir caddeydi. Kültür ön plandaydı.
Muzlu Kahve
Gitmeden baya gördüğümüz bir öneriyle geldim şimdi. Orada Cu ve GS25 gibi marketlerde satılan muzlu süt, amerikano kahve ve buz alıp, hepsini birleştirince içimi çok lezzetli bir latte kahve benzeri bir içecek oluyor. Biz de denedik ve çok beğendik. Giderseniz mutlaka deneyin. Hatta biz alırken Koreli bir amca very good, very good diyordu :))
Ikseon-dong Hanok Village
Daracık nostalji sokaklarda onlarca butik kafe var. Bazılarının konsepti gerçekten çok iyiydi. Gezmesi zevkli bir cadde. Fazlasıyla turistik.
Aşağıda videosunu paylaştığım kafe biraz farklı. Gördüğünüz bulutlu yapı hava durumuna göre tepki veriyor. Bu yüzden de baya ünlü bir kafe.
Cheonggyecheon Stream
Seul’ün tam kalbinde aşırı temiz bir nehir. Bu kadar berrak ve temiz olması gerçekten beni çok şaşırttı. O kadar temiz ki içinde kocaman Koi (Sazan) balıkları var. İnsanlar yazın ayaklarını sokup serinliyorlar. Yaz döneminde saat 16:00 ile 22:00 arasında açık hava kütüphanesi kuruluyor buraya. Ayrıca ara ara canlı müzik yapanlar da var. Ben buraya aşırı beğendim. Bizde de keşke böyle temiz nehirler olsa…
Gwangjang Traditional market
Netflix’e çıkan meşhur teyzenin olduğu pazar. Netflix’e çıkan teyzenin dükkanında bir şeyler denedik. Genel olarak beğendik. Ama Kore’ de her şeyi aşırı acılı yapıyorlar. Acılı istemiyorum diyorsun yine de minimum acı bile acılı. Pazar de bir de geleneksel Tteokbokki(Pirinç keki) denedik ama hiç mi hiç beğenmedik. Netflixçi teyze daha iyiydi. 🙂
Netflixe çıkmış dükkan ve sahibi teyze. Güldüğüne bakmayın baya ciddidir. Kameraları görünce ruh hali değişiyor 🙂
Tteokbokki(Pirinç keki) :

3.Gün
Gyeongbokgung Sarayı
Saraylar içerisindeki en ihtişamlısı ve en büyüğü. Saat 10:00 ‘da olan nöbet değişim töreni yine efsane. Sarayı gezmek en az yarım gününüzü alır. Mimari açıdan da zaten başka bir seviye de. Giriş ücreti kişi başı 6000 Won (4,25 usd).


London Bagel Museum
Kahvaltı için çok iyi bir tercih. Dekorasyonlar iç açıcı. Özellikle Spring Onion Pretzel Bagel’i(Taze soğanlı ve krem peynirli) tavsiye ederim. Biz çok beğendik. Yanına güzel bir kahveyle güne çok iyi başladık.


Buckhon Hanok Village
Eski köy mimarisinin hala çok iyi bir şekilde korunduğu bölge. İnsanlar aktif olarakta yaşıyor bu evlerde. Çok güzel fotoğraflar çıkıyor. Mimarisi yine insani ciddi kendisine hayran bırakıyor.



Arari Buckhon
Buckhon Hanok Village bölgesinde yer alan meşhur bir dondurmacı. O kadar gezmeye güzel bir mola yeri. Dondurmaları da gerçekten çok iyi.

Changdeokgung Sarayı
Buckhon’nun hemen yanında. Yine muhteşem bir saray. Hepsinin mimarisi çok güzel. Bu sarayda ormanlık alan biraz daha fazla. Ama özellik olarak diğerleriyle aynı. Giriş ücreti kişi başı 6000 Won (4,25 usd).

Seongsu-dong Neighborhood (Kore’nin Brooklyn’i)
Bizim Nişantaşı aslında. Çok fazla konsept ve futuristik mağaza var. Ben en çok House Nowhere Seul mağazasını beğenmiştim. Ayrıca Tırtır Seongsu (Kozmetik mağazası),Point of View (Kırtasiye mağazası.)(Pahalı baya), 29cm Seongsu (Yaratıcı hediyelik eşya yeri ) mağazalarını da gezdik.

4.Gün
Eunpyeong Hanok Village
Merkeze biraz uzak. Ama yine köy mimarisini çok iyi yansıtan bir bölge. Atmosfer zaten bir başka. Çok güzel fotoğraflar da çıkıyor. Burası daha yeni yeni tanınan bir bölge olduğu için turist ve insan sayısı baya az. Ayrıca içinde 1in 1jan kafe ve restoran da çok iyi. Cam kenarından manzaranın seyrine doyum olmuyor. İster kafe ister restoran iki hizmette var. Biz buraya çok beğendik.

Gangnam ve Starfield Coex Mall
Gangnam modern Seul’ün merkezi olarak görülse de Gangnam Style şarkısının çıkış merkezi olarak görüldüğü için biraz mehşur. Çok bir esprisi yok ama. Diğer yandan Starfield kütüphanesi baya meşhur ama bunda şöyle bir sıkıntı var. Seul’ de iki tane Starfield kütüphanesi var. Asıl meşhur olanı baya uzak. İkinci ise bu Gangnam bölgesindeki Coex alışveriş merkezinin içinde. Bizde buna gittik. Fena değildi. Çok güzel fotograflar çıkıyor.

Hongdae Street
Gençlerin uğrak yeri. Eğlence mekanları fazlasıyla var. Günün her saatinde neredeyse sokak sanatçıları var. Sokak aşırı canlı. Kendinizi yeniden genç hissediyorsunuz. 🙂 Bizim otelimizde bu bölgede olduğu için biz akşamları genelde takılıyorduk.
5.Gün
Bizim son günüz. 6. günde Tokyo’ya uçağa yetişeceğiz. Biz genelde son günlere alışveriş ve rahat takılma günü yapıyoruz. Kore’ye gidipte kozmetik almamak olmaz. Özellikle Olive Young çok meşhur bu konu da. Benim eşimde birkaç kozmetik ürün aldı. Dediğine göre baya uygunmuş. Aldığı güneş kremini bende kullandım ve şuana kadar en beğendiğim güneş kremi oldu. İstisnasız hepsi bende sivilce yapıyordu. Japonya’dan aldığımız da dahil. Ama Kore’den aldığımız yapmadı. İsmini bilmiyorum. Aşağıdaki fotoğraftaki sarı renkli kutu. Diğer aldığımız kozmetiklerde var fotoğrafta.

Günün geri kalanını Cheonggyecheon Stream ve Myeongdong Shopping Street’te geçirdik.
Aldığımız hatıra ürünleri :

Easter Jet ile iki kişi için 7983 TL ödeyerek Tokyo’ya geçtik.
Seul’de Dikkatimi Çekenler Ve Tavsiyelerim.
- Kesinlikle yazın gelmeyin. Aşırı bunaltıcı bir hava var. Bizim enerjimizi sömürüyordu. İllaki yazın gelecekseniz, serinlenme ürünlerini alın. Bir fan mutlaka alın ve mümkünse en iyisinden alın. Konforunuzu biraz katlar. Bir de Uv korumalı şemsiye şart. Hem güneşten korur hem de ara ara yağan yağmurdan.
- Japonlara göre Koreliler çok sosyal ve sıcak kanlılar. Yabancılarla sohbete çok açıklar. Yani Japonlar gibi kasıntı kasıntı takılmıyorlar.
- Her yer Hyundai ve Kia araçlarla dolu. Toplu taşımanın hepsi bu markalar.
- Çoğu yerde kredi kartı geçerli. Ama toplu taşıma için karta nakit para istiyorlar.
- En az 3 farklı bankadan kredi kartı getirin. Benim kartları sebepsiz yere sürekli reddediyorlardı. Bir türlü nedenini anlayamadım. Diğer ülkelerde böyle bir sıkıntı yaşamamıştım.
- Toplu taşıma inanılmaz gelişmiş. Konforlu ve hızlı.
- Çöp kutusu sıkıntısı yine var. Japonya kadar değil ama.
- İphone alma fikriniz varsa Japonya’dan sonra en uygun ülke. Japonya’da stoklar bittiği için alamadım mesela.
- Seul dünyanın en yürünebilir şehri. Mesafe çok uzak olmadığı sürece, yürümek keyifli.
- Kore yemekleri çok acılı. Ben normalde acı severim ama yazın bunaltıcı sıcağında beni baya yordu. Normalden fazla acılı yapıyorlar o da ayrı bir sorun.
- Gelirken NAVER map uygulamasını mutlaka indirin. Google haritalar ara ara yanlış gösteriyor. Naver map’te ise gideceğiniz yeri bulmak zor. Çünkü ingilizce yerleri az gösteriyor. Yine de Google’dan iyiydi.
Güney Kore Seul Maaliyeti.
Türkiye’den Uçak Bileti : 566
Konaklama : 279 usd
Nakit harcanan : 100 usd (Genelde ulaşım için)
Kredi Kartları : 440 usd
Seul Tokyo Uçuş : 169 usd
Toplam : 1554 usd /74.242 TL (Kur : 1 usd : 47,78 TL )
Maaliyetler iki kişi içindir.
Sonraki yazımda Tokyo’yu anlatacağım. Bittiğinde buraya link veririm.
Bütün gezilerimi okumak için : Gezilerim







Yorum bırakın